IHLAMUR 77

IHLAMUR’UN 77. SAYISINDA

​​​​​​​Divâne Şiir – Bünyamin DURALİ

Su Usta / Kendini Koruma Teknikleri III Ölçü – Şener AKSU

Kalplere Dokunmak – Murathan ÇARBOĞA

On Yedi Gün XI – Yusuf KOŞAR

Tahterevalli – Ezgi Fatma AÇIKGÖZ

Oyuncu-Yönetmen-Şair Selâmi Üney’in Çantasının İçinden Neler Çıktı? – Uğur Ozan ÖZEN

Zeybek Dede – Gökhan TUNA

O Yâr İle Hoş musun? – Gürhan GÜRSES

Beklediğim – Fatih ÖZ

Pelikan Burnu – Abdullah MOLLAOĞLU

Şekerlenme – Süleyman Berç HACİL

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

Roman, ekmek, su…

Geçtiğimiz sayımızda Türk Edebiyatının önemli kalemi, edebiyat dergiciliğinin kilometre taşı Emine Işınsu özel sayısı hazırlamanın mutluluğunu yaşadık. Umarız değerli büyüğümüze layık bir dosya olup okurumuzun beğenisini kazanmıştır. Bu sayıda kaldığımız yerden devam edelim.

Şubat sayımızda ekmek arası edebiyat demiştik. Şimdi de “roman, ekmek, su” diyoruz.  Roman insan için gıda kadar gerekli. Ekmek gibi su gibi onun yokluğunda açlığımız başlıyor. Ruhsal bir açlıktan söz ediyorum. Roman yoksa kavgalar, yok yere tartışmalar kalp kırmalar artıyor. Son zamanlarda hanginiz “beni bir türlü anlamıyor, benim düşündüğüm gibi düşünmüyor, benim içinde bulunduğum durumu göz önüne almadan yorum yapıyor…” vb gibi onlarca yakınmaya şahit olmadınız ya da bu kelimeleri sarf etmediniz? Evet, birbirimizi anlamıyoruz, karşımızdakinin bulunduğu duruma kafa yoramıyoruz. Patlamaya hazır bomba gibi kalp kırmaya programlanıyoruz.

Bazıları “ben roman okumam, tarih okuyorum, kişisel gelişim okuyorum, siyaset okuyorum” der. Bu koskoca bir yalandır. “Bunun meali ben kitap okumamdır” aslında. Okusa bile roman okumayan bir kişinin diğer tüm okumaları eksiktir. Çünkü edebiyat, özelinde roman sosyal bilimlerin tamamını kapsayıp içine alan ana damardır. Tarih okursunuz ama kronoloji, padişah, paşa, asker isimleri, savaşların tarihlerini, savaşı bitiren anlaşmaları öğrenirsiniz. Ya o savaşı yaşayan insanlar? Cephedekiler, evde mektup bekleyenler, savaşın yarattığı ağır hava? Kurtuluş savaşı için onlarca tarih kitabı okursunuz fakat Tarık Buğra’nın Küçük Ağa romanını ya da Halide Edib’i okumazsanız o savaşın ruhunu anlayamazsınız.

Uzun sözün kısası roman okumak ekmek su gibi temel ihtiyaçtır. Empatinin azaldığı, insanların sürekli karşısındakine üstün olma, söz söyleme çabasında olduğu şu günlerde roman okuyalım ki birbirimizi daha iyi anlayabilelim. Roman insan zihnini kibarlaştırır.

Mayıs ayında yine bir özel sayı ile harika bir dosya ile sizleri selamlayacağız. Türk Edebiyatına büyük hizmetleri olan bir büyüğümüzü Mehmet Nuri Yardım’ı ağırlayacağımızın müjdesini şimdiden verelim.

İyi okumalar…