IHLAMUR 75

IHLAMUR’UN 75. SAYISINDA

İçe Büktüğüm Sözcükler – Gülsüm IŞILDAR

Su Usta / Kendini Koruma Teknikleri II Denge – Şener AKSU

Toplu Çekilmiş Fotoğrafları (Ben de) Sevmiyorum – Bünyamin DURALİ

İbn-i Fadlan Seyahatnamesi – Zafer SARAÇ

On Yedi Gün XI – Yusuf KOŞAR

Belki Daha Farklı Olabilirdi Herşey – Burhan Kâzım ÇALIK

Duvar II – Abdullah MOLLAOĞLU

Çocukluğuna Pedal Çeviren Bisikletli Kütüphaneci Hakan Yücel’le Söyleşi – Söyleşen: Melek DURUKAN

Sizin “Herkes”iniz Kaç Kişi? – Ezgi Fatma AÇIKGÖZ

Deniz’in İki Ucu – Murathan ÇARBOĞA

Yeşeren Emekler – Özal FİDANCI

Bilmediğini Bilmek – Ebabekir CAMBOLAT

Jazz – Murat YURDAKUL

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

“Ekmek arası edebiyat”

Damak tadının sadece ağzımızla ilgili olduğunu düşünmüyorsunuz değil mi?

Damak tadı belki de daha çok zihnimizle ilgilidir. Zihnimizin de bir damak tadı vardır ve lezzetin süresi ölçü alındığında zihnimizin damağında kalan tadın ağzımızdakinden daha uzun ömürlü olduğu pekala ileri sürülebilir.

Damağımızda kalacak olan lezzetin kaynağının ne olacağı ise bizim tercihlerimize bağlıdır. Nasıl ki yiyecek ve içeceklerimizi kendimiz seçiyor ve onları gıdalanma ihtiyacı ile birlikte lezzet amacıyla tüketiyorsak aynı şekilde zihnimiz için de tercihlerde bulunuruz. Okuyacağımız bir roman, dinleyeceğimiz bir beste, seyredeceğimiz bir piyes, izleyeceğimiz bir filmi seçerken irademizi kullanır ve zihnimizin damak tadı gereksinimini gidermiş oluruz.

Edebiyat da işte bu lezzet kaynaklarından biridir. Edebiyattan lezzet almak için ilk şart ise onun ihtiyacını duymaktır. Vücudunuz nasıl ki su içmek istediğini size hissettiriyor ve bu uyarı sonrasında eliniz bardağa gidiyorsa edebiyat ihtiyacınız geldiğinde de bunu gerektiği şekilde karşılamanız gerekir.

Bu noktada devreye lezzet duyunuz girer. Ve esas olan da o lezzet duyunuzun keyfiyetidir.

Lezzet duyunuz hangi eseri kabul edecektir? Hangi eserden hazzetmeyecektir? Hangi lezzetin tutkunu olacaktır? Bu sorular esaslı sorulardır ve cevabı da doğrudan sizin okuma maceranız ile bağlantılıdır.

Bol süslü/ janjanlı kitaplar okumak da sizin tercihiniz rengi soluk olsa da doyumsuz tatlar veren eserler de. Tıpkı yüksek bedeller ödeyip gösterişli sofralara kurulup içeriğini ve adını bile bilmedikleri yiyecekleri sırf şöhretlerinden veya özenti güdülerini tatmin etmek için yiyenler olduğu gibi sadece o saf lezzete ulaşma gayesiyle hareket edip bütçelerinin elverdiği ölçüdeki besinlerle damaklarına şölen yaptıranlar da vardır. Bu ikinci gruptakiler bazen lezzeti başkalarının görüp de burun kıvırdığı gıdalarda da bulurlar. Hor görülen bir ekmek arası köfte hatta domatesli peynir bile – o lezzetin şuurunda olanlar için – Halil İbrahim sofrasının mübarekliği ve Somuncu Baba’nın bereketi ile gelir ve Ahmet Yesevi’nin çorbası misali doygunluk verir.

Ihlamur olarak biz de size ekmek arasında sunuyoruz edebiyatı. Süssüz, gösterişsiz, debdebesiz ama temiz ve her şeyden önce leziz bir şekilde üstelik. Çünkü damak tadınızı biliyoruz ve bundan dolayı da duyunuza güveniyoruz. Bu güven sebebiyledir ki ekmeğimizi sizinle bölüşüyoruz.

Bu sayıda da size benzersiz lezzetler sunmak için çabaladık. Umarız damak tadınıza halel getirmeyiz. Belki tuz fazla olmuştur belki de az.

Ama bakın önümüzdeki sayının damağınızda eşsiz bir tat bırakacağını şimdiden müjdeleyebiliriz. Zira mart ayında “Emine Işınsu Özel Sayısı” olarak çıkacak Ihlamur.

O halde sayfaları çevirebilirsiniz.

Bir lokma almaz mısınız?