IHLAMUR 71

IHLAMUR’UN 71. SAYISINDA

Telgraf Çiçeği – Volkan HACIOĞLU
Şairleri Anlamak Üzerine II – Şener AKSU
Ne Çok Günahımız Varmış – Bünyamin DURALİ
On Yedi Gün VII – Yusuf KOŞAR
Yağmur’un Rüyası – Gülçin Yağmur AKBULUT
Umut Yoksunu – Ezgi Fatma AÇIKGÖZ
Sandalye – Abdullah MOLLAOĞLU
Bursa’da Tiyatro Seyircisi – Uğur Ozan ÖZEN
Roba – Hasan KARAYEL

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

Hakan SARI

Âşık der inci tenden
İncinme incitenden
Kemalde noksan imiş
İncinen incitenden
Alvarlı Efe

Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçının kazınmasını, sakal ve bıyığı kısaltmasını ister. Henüz saçın yarısı kazınmışken içeri bir kabadayı girer ve dervişin kazınmış kısmına okkalı bir tokat atıp “Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!” der. Derviş kalkar, kabadayının tıraş başlar; kabak aşağı, kabak yukarı alay ederek tıraş biter. Kabadayı daha dükkânın kapısından çıkmışken gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı doğruca kabadayının üstüne gelir. İki at arasındaki denge demiri, yolun ortasında şaşkınlıkla kalakalmış kabadayının karnına girer. Olaya sitem eden berbere, dervişin cevabı manidardır: “Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!..”

Nefret kolay, hoşgörü zor, incinmemek ise çok daha zor bir erdem. İnsanlık sınavında sınıfta kalma mücadelesi veren günümüz insanı için daha da zor olsa gerek. Belki bu kolaycılıktan ötürü ilk başvurulan şey nefret oluyor, nefretin ve doğurduğu şiddetin bir güç değil acizlik olduğunu pek de kabul etmek istemeyiz.

Aynı fikirde olmadığımız kişilere tahammül göstermek, dinlemek ve hoşgörüden ödün vermeden konuşabilmek günümüz dünyasında pek az görülen bir durum. Peki ya karşımızdakinin söz ya da davranışlarından incinmemek… ütopik bir kavram gibi görünüyor değil mi? Mümkün mü? Olabilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir