IHLAMUR 65

IHLAMUR’UN 65. SAYISINDA

Geldim Sevdim Yazdım – Hilmi HAŞAL

Özgür Taburoğlu ile Söyleşi – Söyleşen: Mehmet Akif ERTAŞ

Konusuz XXXV – Nuri DEMİRCİ

Yaşlı Yağışlı Eller – Hicran ASLAN

Perde Arası – Volkan HACIOĞLU

Modernizme Karşı Postmodernist Bir Eleştiri – Koray FEYİZ

Sığınmacılar – Ertuğrul ERDOĞAN

Taklidi İmandan Taklidi Modaya – Tuğba KARABULUT

On Yedi Gün II – Yusuf KOŞAR

Sinema Sevgilim Benim, Benim Sevgilim Sinema – Nevzat ÇALIKUŞU

Ayna – Ezgi ASLAN

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

Mehmet Akif Ertaş

Bu sayıda kendisini ağırladığımız Özgür Taburoğlu, kapağa aldığımız cümlesinde de görülebileceği üzere Kişisel Gelişim adı verilen sorunlu kavramın sorunları üzerinde duran kıymetli bir teorisyen.

Taburoğlu elbette sadece, sözünü ettiğim sorunlu alanın niçin sorunlu olduğu üzerinde durmuyor. Yoğunlaştığı alanları ve onlarla ilgili düşüncelerini söyleşiye bırakarak vurgulayayım: Taburoğlu, yoğunlaştığı alanların içeriği, Kişisel Gelişim tarafından belirlendiği ve sorunlar, yoğunlaştığı alanlarda da uç verdiği için Kişisel Gelişim’i es geçme gereği hissetmeden ilerliyor.

Taburoğlu haklı olarak Kişisel Gelişim yerine Kişisel Gerileme ifadesini kullanıyor. Haklı olarak, evet. Zira gelişim, kişisel değil, bireysel duruş gerektirir. Bireysel perspektif ister. Kişi, birey olmadan, daha doğrusu bireyselleşemeden kendisini geliştiremez; sadece geriletir.

Kişisel Gelişim, diğer sorunlu kavramlarda olduğu gibi, sorunlu olmasını sadece kendi doğasına değil, durumu ondan daha  vahim olan ve loji takısını taşıdığı halde, bilimselliği, sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında da yeterince tartışılamayan psikolojiye borçlu. Psikolojinin çarçur edilmiş versiyonu olduğu için, doğasında biriken sorunlardan kurtulamıyor.

Psikoloji de sorununu, kendi yakasından niçin bir türlü düşemediği, 2019 yılının Ocak ayında çıkacak sayıda sorulacak ve sorgulanacak olan psikiyatriden aldı ve almaya devam ediyor; daha doğrusu almaya devam etmesine göz yumuluyor.

Psikiyatri; psikanaliz, şizoanaliz ve ikisinin bir araya gelmesiyle kendisini gösteren psikanalitikşizoanaliz sayesinde az da olsa kendisini rahat hissetmeye başladı ama bu elbette yeterli değil. Zaten sözünü ettiğim sayı, yeterli olmama düşüncesinin ürünü olduğu için aylar öncesinden filizlendi.

Taburoğlu, çalışmalarını ne, niçin sorularını yönelterek çoğaltsa da ne değildir, bu çalışmaların katalizörü olmaya devam ediyor.

Ne değildir’in, Mayıs ayında çıkacak sayıda 1 Mayıs için de sorulacağını şimdiden haber veriyor; gelişimin kişisellikle değil, bireysellikle ilişkilendirilebileceğini belleğinize kazıdığınız, kavramları âdet yerini bulsun diye değil, içlerini doldurarak kullandığınız, gelişimin, diyalogdan çok diyaloji istediğini ve beklediğini öğrenmekle kalmayarak kavradığınız günlerin sizlerin olmasını temenni ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir