IHLAMUR 64

IHLAMUR’UN 64. SAYISINDA

Ruhların Gardiyanı – Gülseli İNAL

Nüket Esen ile Söyleşi – Söyleşen: Mehmet Akif ERTAŞ

Sır – Sevda Zeynep KARADAĞ

Konusuz XXXIV – Nuri DEMİRCİ

On Yedi Otuz Randevusu – Sibel GÖGEN

Sütlü Kahve – Hilal KARAHAN

Hilal Karahan Şiirinde “Shakti” Esinti ve Araf-Eşik Yüzleşmesi – Hilmi HAŞAL

Duygu Kantaytsın ile Söyleşi – Söyleşen: Serap ERDOĞAN

Gülce’nin Çekmeceleri – Emel İRTEM

“Kadın Kusursuzdur” – Begüm BERBER

Rüya Mezarlığı – Dilek DEĞERLİ

Bir Portre: Maya Angelou – Asuman SUSAM

Barok Bir Şarkı – İlkiz KUCUR

Ayşe Şasa Üzerine – Nevzat ÇALIKUŞU

Yusuf ve Orpheus – Leyla ÇAĞLI

Jale Sancak ile Söyleşi – Söyleşen: Nemika TUĞCU

Erguvan Ağacının Gözü – Nesrin KÜLTÜR

Rujun Var mı? – Neşe YAŞIN

Şarkı Söyleyen İnek, Uçan Kız, Karamazov Kardeşler – Zeynep YENEN

Zehrefşan – Cevahir BEDEL

Biz Ölüler Uyandık – Yaprak Damla YILDIRIM

Gelinlik Sarhoşluğu – Özlem Tezcan DERTSİZ

Kimlik Numarası – Nazime YÜKSEKKAYA

Balat Gazeli – Didem Gülçin ERDEM

İçeri Dışarı Salvo, Sınırı Aşma, Geri Dönme ve Bir Yıkım Stratejisi Olarak Dişilik – Didem ATAYURT

Seni Ne Çok Severdi… – Nevreste ÇELİKBİLEK

Balkon – Emel KOŞAR

İclâl Zamanı – Şennur ÖZ

Atlasın Yüzündeki Mor – Mine KÖKER

Birgün Kuyusu – Gülümser ÇANKAYA

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

Mehmet Akif Ertaş

Sözümona ressamlıkta aşama kaydetme gayretindeki Kenan Evren’in, sözümona tablolarını Sakıp Sabancı’ya sattığı yıllarda, kalpleri darbeperestlikle çarpan bazı kadın şarkıcılar, oyuncular, reklamlar başta olmak üzere, televizyon programlarında, sıklıkla kadının çiçek olduğunu vurgulamak için boy gösterirlerdi.

Bu sorunlu benzetmenin alanı, zamanla genişledi. Nitelik çıtası yüksek olsun, olmasın yapımlarda sadece kadınlar değil, erkekler de çiçek olmak üzerinde ısrarla durdular.

Çiçek olmak, Türkiye’de, sözünü ettiğimiz tarihlerde, feminist teori sahasında ter döken isimler tarafından çuvaldızlanmaya başlandı ve yıllar sonra, bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinde kadınlar KADIN KADINDIR, ÇİÇEK BABANDIR! sloganının yazıldığı dövizlerle, hem bu önemli, anlamlı ve kıymetli günün anlamına anlam, önemine önem, kıymetine kıymet kattılar; hem darbeperestlerin daralttığı alanı genişleten hemcinslerinin önünde saygıyla eğildiler; hem de, darbeperest kadınların filizlendirdikleri, bugün, dallanıp budaklanmanın ötesine geçen ve çürük meyvelerini veren popülist feminizmle daha fazla hesaplaşacaklarının sinyallerini verdiler.

Aileden sorumlu devlet bakanları başta olmak üzere devletin üst kademelerinde çalışanlarca kabullenen ve artık meşru bir zemine oturan bu sloganı, Serap Erdoğan ile hazırladığımız bu özel sayının kapağına biz de aynı düşüncelerle aldık.

Ayşe Arman, Gülse Birsel ve benzerlerinin sayesinde gündemden düşmeyen popülist feminizm, son aylardaki Kocama Dokunma! ucuzluğuyla kezbanizm olarak tanımlanabilecek yeni bir sözümona anlayışın uç vermesini sağladı. Kezbanizm, popülist feministlerin kadirizme karşı ortaya çıkardıkları bir alternatifti ve bu özel sayıda bir araya getirilen şiirler, kurgusal ve teorik metinler, kadınların ve elbette erkeklerin, böylesi ucuzluklardan nasiplenmeden kadını ve kadın olmak fiilini ele almak ve erkek egemen söylemi sorgulamak gerektiğinin altını, ucu keskin ve sivri kalemle bir kez daha çizdiler.

Kadın olmak fiilini ele alırken cinsiyetçi söylemin batağına saplanmayan, kadın kayırmacılığının ve erkek düşmanlığının olabildiğince uzağında duran, onlara “santimantal cazgırlık” eşliğinde yaklaşmayan onları anlamaya, algılamaya çalışan çalışmalara, IHLAMUR’un kapısının sadece özel sayılarda değil, her daim açık olduğunu önceden vurguladım. Bu vesileyle vurgumu tekrarlamak isterim.

Cinsiyetçi olmayan dilin izi, Türkiye’de sadece kadın değil, erkek teorisyenler tarafından da takip ediliyor.

Bu teorisyenlerden biri olan Özgür Taburoğlu’nun teorisyenliğine 65. sayının İLKSÖZ’ünde bakmaya çalışacağımın haberini şimdiden veriyor, Serap Erdoğan’a, geçimsiz editörlüğüme katlandığı için teşekkür ediyor; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlamına, anlam, önemine önem, kıymetine kıymet katan ve anlamın, önemin ve kıymetin bilincinde olan kadınlar önünde saygıyla eğiliyor; Hürriyet’in Cuma günlerini eziyete dönüştüren eki başta olmak üzere kitap eklerini protesto ediyor; kadını çiçek, erkeği böcek olarak tanımlamaktan vazgeçtiğiniz; popülist feminizmden öğrendiklerinizle kadın olmak fillini yorumlamaya kalkışmadığınız; popülist feminizmin cinsiyetçiliği palazlandırmayı hedeflediğini unutmadığınız, kavramların içini istediğiniz gibi doldurup istediğiniz gibi boşaltmadığınız; okurken, izlerken, dinlerken arka plan arkeolojisi gerçekleştirmeyi ihmal etmediğiniz günlerin sizlerin olmasını temenni ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir