IHLAMUR 63

IHLAMUR’UN 63. SAYISINDA

Vedat EĞİLMEZ – Kedi Ben

Mehmet Akif ERTAŞ – Erol Köroğlu ile Söyleşi

Nuri DEMİRCİ – Konusuz XXXIII

Fatma Nuran AVCI – Ne Yaptım Sana

Nemika TUĞCU – Kedi Gözünden

Kazım Baran YILMAZ – K ya da K

Halûk CENGİZ – Kedilerin Sessizliği

Nalan YILMAZ – Kediyle Yaşamak İnsana Neden İyi Gelir?

Hilmi HAŞAL – Kediler Nereye Gider?

Aslı KOCABAL – Haydar

Şennur ÖZ – Bakışın Sonsuzluğu

Hicran ASLAN – Ayıraç

Mine KÖKER – Zertop

satın al       e-dergi       abone ol

İLKSÖZ

Mehmet Akif Ertaş

Kedi, kendi varlığını ve dolayısıyla hayatı algılama ve sorgulama sorunu yaşayan insanla, bu özellikteki insanın, sadece olumlu değil, aynı zamanda olumsuz önyargılarını da un ufak etmek için bağ kuran, ona hakiki çirkinliğin ve güzelliğin ne olduğunu anlata anlata bitirmek istemeyen bir canlıdır ancak, üzerinde durduğum özelliklerinden taviz vermeyen insan, diğer kavramlar gibi, önyargı, güzel ve çirkini de modernizmden sonra postmodernizmin sanal batağına saplanarak konumlandırdığı için, kediyle hakikaten sağlıklı bağ kurmakta sorun yaşamaktan kurtulamamaktadır.

Teoriyi ve kurguyu modernizmden sonra postmodernizmle hesaplaşmak için araç olarak kullanan imzaların ise kediyle bir alıp veremedikleri yoktur çünkü sözünü ettiğim özellikteki imzalar da modernizmden sonra postmodernizmin esiri olmuş insanın travmatik ve trajikomik durumunu anlata anlata bitirmemek için kalemlerini ellerine almışlardır.

Kedinin nankör olduğunu düşünen insanla, kedicilik üzerinden onu yere göğe koyamayan, kedi dışındaki canlıların çığlığına kulaklarını tıkayan insanı, diğer adı popülist kültür olan sığlık beslemektedir ve bu kültür, artık kedinin türlü çeşitli eziyetlerden geçerek can vermesinin zeminini de hazırlamaktadır.

Popülist kültürün büyütüp beslediği sözümona kalemlere düşen ise doğal olarak âdet yerini bulsun diye üzülmek, üzülürken bile, üzüntü üzerinden nasıl parsa toplanacağını kara kara düşünmektir.

Bu özel sayıda bir araya getirdiğimiz çalışmalar, kedinin nasıl konumlandırıldığını ve konumlandırılması gerektiğini ele alırken, kedi dâhil olmak üzere canlıların hakikaten sağlıklı nefes alıp vermeleri için, popülist kültürle hesaplaşmanın bitmemesi gerektiğini vurguluyor.

Popülist kültür, kedi gibi kadını da postmodern önyargılardan ziyadesiyle nasiplendirdiğine göre, kadının nasıl konumlandırıldığı ve konumlandırılması gerektiği de ister istemez bir özel sayının daha ete kemiğe büründürülmesini beraberinde getiriyor.

Mart ayında yayımlanacak sayımızda sizleri, arka planını Serap Erdoğan ile hazırladığımız bu özel sayıyla buluşturacağımızın haberini şimdiden veriyor; Türkiye’nin sınır güvenliği için, Afrin’de, terör örgütleri; PKK, PYD ve DEAŞ’a karşı canla başla mücadele ederken şehit düşen askerlerimiz başta olmak üzere;  Aliye Akkılıç, Sıddık Elbistanlı, Ertuğrul Seyhan önünde saygıyla eğiliyor; Türkiye’ye özgü nato kafa nato mermer magazini ve Hürriyet’in Cuma günlerini eziyete dönüştüren eki başta olmak üzere gazetelerin kitap eklerini protesto ediyor; insanlardan önce canlıların kardeşliği için dirsek çürütüp pabuç eskittiğiniz;  postmodernizmin sanal batağına saplanmadığınız günlerin sizlerin olmasını temenni ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir