IHLAMUR 56

IHLAMUR’UN TEMMUZ SAYISINDA

Bana – Gülümser ÇANKAYA

Ertuğrul Başer ile Söyleşi – Mehmet Akif ERTAŞ

Konusuz XXVI – Nuri DEMİRCİ

Çilli Yazılar: 6 – Zihni FAKİR

Sütüm Dökülür – Kevser ATAY

Bindiğimiz Dalı Kesmeliyiz – Vedat EĞİLMEZ

Ustalarla Buluşma 2017 – Ruhi KONAK

Tunç Okan’ın “Otobüs”ü ya da Oryantalist Bakıştan Kurtulmak – Nevzat ÇALIKUŞU

Masumiyet Vakfı Çocukları – Cahit KAYA

Kuyu – Leyla ÇAĞLI

Çukur – Aslı KOCABAL

 

İLKSÖZ

Mehmet Akif Ertaş

İlgiyi lafta bırakmayanların bildiği üzere, IHLAMUR, Temmuz ayında yayımlanan her sayısının kapağında, Madımak ve Başbağlar’da yaşanan trajediyi, Hasan Hüseyin Korkmazgil ile Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’nu ortak paydada buluşturarak protesto ediyordu.

Bu protestoda IHLAMUR’a, Korkmazgil’in Acıyı bal eylemek, Zarifoğlu’nun Acılarıma da kardeş olur musun ifadeleri mihmandar oluyordu.

IHLAMUR ’un derdine vâkıf olmaktan âciz malumatfuruşluk giriftarları, Madımak’la Korkmazgil’i, Başbağlar’la da Zarifoğlu’nu eşleştirdiğimizi istedikleri kadar düşünebilirler. Biz, bu tür densizlikleri umursamıyor hatta densizliklerin, Nazım’ın, Nazım Baba’nın, kültür merkezlerinin Nazım Hikmet’inin değil,  şair ve yazar Nâzım Hikmet’in ruhunu şenlendirerek söyleyeyim,  Bu güzel memleket’in güzelliğini dejenere etmeyi amaçladığını iddia ediyoruz ve iddia etmeye devam edeceğiz.

15 Temmuz 2016 tarihinde bir kalkışma, bir darbe girişiminde bulunan  FETÖ’nün sözünü ettiğimiz dejenerasyonun başında, diğer terör örgütleriyle birlikte bulunduğunu bildiğimiz ve kalkışmaya, darbeye karşı milli irade’nin aradan saatler geçmeden devreye girdiğini, milli irade’nin, borazanbaşılığını FETÖ’nün üstlendiği militer irade’yi alt edemediğini gördüğümüz, alt edemeyeceğine inandığımız, bu kalkışmanın, bu darbenin; kardeşliği kindarlığa dönüştürmeyi amaçladığını bildiğimiz, kalkışmacılara, darbecilere sözü dolaştırmadan cevap vermek istediğimiz için bu sayımızın kapağında militer değil, milli irade sloganına yer verdik.

Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz zihin ve ufuk açıcı söyleşide kıymetli Ertuğrul Başer’in vurguladığı gibi, 4-5 yıl önce devlet ve demokrasimizi resmen tehdit etmeye başlamış ve bir yıl önce kanlı bir darbe girişiminde bulunmuş, pek çok yönüyle çok karanlık bir oluşum olduğu için her şey beklenir bunlardan.

IHLAMUR, neyi, nerede ve ne zamaşenaysdsfbenzeri cemaatleşme, kamplaşma ilgilendiriyor.

İlk sayısından itibaren ilgiyle takip edenlerin bildiği gibi IHLAMUR’un kuruluş amacı zaten, cemaatleşmeyi, kamplaşmayı, ötekileştirmeyi protesto ederek ilerlemek.

IHLAMUR, uzaktaki yakınımız, kıymetli Vedat Eğilmez’in vurguladığı gibi Bindiğimiz dalı kesmeliyiz diyenlerin hasbihal adresi olarak, kaynağa inmek ve kaynağı bilmek kültüründen nasiplenenleri bu sayısına kadar getirdi, bu sayıdan sonra da getirmeye devam edecek.

Kaynağa inmek ve kaynağı bilmek kültüründen geçmenin niçin bu kadar önemli olduğunu 57. sayımızın İLKSÖZ’ünde ayrıntılandıracağımın haberini şimdiden veriyor, helikopter kazasında şehit olan on altı askerimiz, İngiltere ve İran’da gerçekleşen terör saldırılarında canından olanlar, Batman’da karnelerin dağıtıldığı gün terör saldırısında canından olan, çiçeği burnunda solan meslektaşım Şenay Aybüke Yalçın, ölü bedeni İzmir’de bir bodrum katında bulunan  Ceylin Atik, Akif Emre, Payidar Tüfekçioğlu, Ahmet Mümtaz İdil,  Doğan Heper, Şirin Tekeli  önünde saygıyla eğiliyor; bulanık suda balık avlama kültürünü yaymaya çalışmaktan bıkacağa benzemeyen Hüseyin Peker’i ve kuru gürültüyle geçinen avanesini; kırmızı fularlı kız üzerinden kendilerinde neşvünema bulmayan mücadele ruhunu varmış gibi gösterip kendileri gibi rant muhterislerini, fesatlık kumkumalarını çoğaltmayı amaçlayan Cengiz Çandar, Cüneyt Özdemir ve benzerlerini; Mustafa Kemal Atatürk’e ve ailesine hakaret etme hadsizliğini sergileyen sözümona derin tarihçileri; yalnız olduğunu söyleyen ama buna kendisi de inanmayan Orhan Pamuk’u;  Ceylan Önkol trajedisi üzerinden parsa toplama yarışına katılan Sezen Aksu ile Tarkan’ı; Manisa’da vatani görevini yerine getiren askerlerimizin; “analarının kınalı kuzuları”nın zehirlenmesine neden olan yemek şirketini; zehirlenen, şehit olan askerlerimizle,  iki yakası bir araya gelemeyenlerle; dalga geçercesine, kafa bulurcasına, alay edercesine, her yanından müptezellik akan reklamı aracılığıyla tatil mesajları veren Serdar Ortaç’ı;  densizliğine densizlik, şımarıklığına şımarıklık ekleyerek bugünlere gelen Arda Turan’ı;  Hürriyet’in,  Arda Turan’ın kültür, sanat ve edebiyattaki versiyonlarını çoğaltmak için çaba harcayan sözümona eleştirmenleri bir araya getirdiği ve böylece Cuma günlerini eziyete dönüştüren ekini;  Konstantinos Kavafis’in bir şiirinin dizesini, yapımcılığını üstlendiği televizyon dizisine Final” yolunu açsa da;  Kürk Mantolu Madonna’yı uyarlamaktan vaz geçmeyen  ay yapım’ı  protesto ediyor; yarı bildiğiniz, ya da bilmediğiniz konularda işkembeyi kübradan sallayarak komik hatta trajikomik duruma düşmediğiniz, aklı her daim başkasına değil, her daim kendinize verdiğiniz; yoğun değil, meşgul olduğunuz; büyüklüğün ya da küçüklüğün yaşla orantılı olmadığını belleğinize bir zahmet çıkmaması için kazıdığınız;  özgürlük, demokrasi başta olmak üzere kavramları kendinize göre yontmadığınız;  sohbeti, muhabbeti, ayak üstü yarenliği değil, hasbihali, ülfeti tercih ettiğiniz; yazarı, şairi sevmenin onunla eli yüzü düzgün tartışmayı beraberinde getireceğini kulağınıza küpe eylediğiniz günlerin sizlerin olmasını temenni ediyorum.

 

 

satın al       e-dergi       abone ol